Perakendecilerin eğilimleri takip etmesi ve işlerini nasıl olumlu bir şekilde etkileyeceklerini öğrenmesi gerekir. Bu nedenle gelecek yıllara yönelik dört önemli perakende eğilimini ve bunlardan nasıl en iyi şekilde yararlanabileceğinizi belirledik.
Zorlu küresel iklim koşullarında, birkaç sektör genelinde arz ve talebe yönelik sorunlarla birlikte enflasyonun da artmasıyla, işletmenizin mümkün olan en güvenli durumda olduğundan emin olmak büyük önem taşıyor. Bu, her sektör için farklı olabilir ancak perakendeciler için genellikle temel ihtiyaçlara odaklanmak ve tüketicilerin zorlu dönemlerle olabildiğince kolay bir şekilde başa çıkmasına yardımcı olmak anlamına geliyor.
Perakendecilerin genel esnekliği artırırken daha fazla müşterinin ilgisini çekmek için gerçekleştirebileceği birkaç farklı eylem bulunuyor.
İlk olarak, özel markalar tüketicilerin maliyetlerini azaltırken kâr marjlarını artırmaya yardımcı olabilir. Zorlu dönemlerde özel markaların satışı büyüme eğilimi gösteriyor. Peki bu durumu yelpazeye daha fazla temel ihtiyaç malzemesi ekleyerek ve hem mağaza içi hem de çevrimiçi yenilikçi paketlemelere daha fazla odaklanarak kolaylaştırmak nasıl olurdu?
İkinci olarak, beklentileri yönetin. Herkes tedarik zincirinin zorluklarının farkındadır ancak bu zorluklar hakkında dürüst ve açık olmak önemlidir. Bu sayede, tüketiciler kendilerini neyin beklediğini ve ne zaman normale dönmeyi beklemeleri gerektiğini bilir.
Üçüncü olarak, değere odaklanın. Zor zamanlarda en ucuz seçenek olmak değil, paranın karşılığını en iyi şekilde vermek daha önemlidir. Tüketiciler, sürdürülebilirlik ve kalite gibi faktörlere hala önem verdiğinden, bu unsurlarla maliyet arasında denge kurulması gerekir.
Tetra Pak Kanal Yöneticisi Javier Moreno "Tüketicilerimizin sahip oldukları parayla satın alabileceği en iyi ürünlere yöneldiğini görüyoruz. Ürün önerisinin, ödenen tutar karşılığında elde edilecek değer ve avantajları temel alması gerekiyor; bu nedenle en ucuz ürünü değil, en iyi değeri sunmak önem kazanıyor. Bu, daha fazla müşteri kazanmanın ve işletmenizin esnekliğini büyütmenin bir yolunu oluşturuyor." diye açıklıyor.
Markalar, işlerini desteklemek için farklı yaklaşımlar benimsiyor; bazıları çoklu kanala (omnichannel) daha fazla yatırım yaparken bazıları da temel ihtiyaç malzemelerinin fiyatını donduruyor; daha sürdürülebilir paketlemeyi seçiyor. Hatta bazıları insanlarla empati kurmak ve sorumluluğu teşvik etmek amacıyla aydınlatma kullanmamayı seçerek enerji kullanımını gözle görülür şekilde azaltıyor. Perakendecilerin, öngörülemezlikle daha istikrarlı, ölçülebilir ve proaktif bir şekilde başa çıkmak için çevik olmaları gerekiyor.
E-ticaret, yıllardır büyümeye devam ediyor. Birçok tüketici artık dijital doğan bir nesilden geliyor ya da en azından dijital platformları oldukça rahat bir şekilde kullanıyor. Çevrimiçi deneyimler, günlük hayatlarının büyük bir bölümünü oluşturuyor. Ancak, konu perakende olduğunda fiziksel mağaza deneyimi canlılığını koruyor. Aslında, tüketicilerin %80'inin mağazadayken ürünlere bakmak için telefonlarını kullandığını, %64'ünün ise hem dijital hem de fiziksel alanda güçlü bir şekilde varlığını sürdüren markalardan alışveriş yapmayı tercih ettiklerini söylediği düşünüldüğünde, etkili bir çoklu kanal yaklaşımının yalnızca isteğe bağlı olmakla kalmayıp aynı zamanda gerekli olduğu da açıkça görülüyor.
Mağaza içi teknolojilerdeki gelişmeler perakendecilerin fiziksel ve dijital deneyimler arasındaki ayrımı azaltmasına yardımcı olurken, dijital gelişmeler de mağaza içi deneyimi etkiliyor. Bu iki unsur artık birbirinden ayrı, doğrusal deneyimler değil; tüketici açısından aynı yolculuğun parçaları olarak görülüyor. Peki perakendeciler bu yeni gerçeklikten en iyi şekilde nasıl yararlanabilir?
Javier "Markalar ve perakendeciler, tüketiciye mümkün olabildiğince yakın olmaya çalışıyor." diyor ve ekliyor: "En iyi çoklu kanal deneyimi sunabilmek için eksiksiz bir anlayış geliştirmeleri gerekiyor ve bunu yapmanın yolu etkileşim yoluyla bağlılık oluşturmaktan geçiyor. Bunu başarabilmek için hedeflenmesi gereken iki temel nokta bulunuyor: tutarlılık ve özgünlük. Tutarlılık, tüketicinin perakendeciyle nerede karşılaşırsa karşılaşsın, aynı bütünsel deneyimin bir parçası olduğunu hissedebilmesi anlamına geliyor. Özgünlük ise iletişimin veya işlevselliğin belirli bir platform ve tüketici dikkate alınarak tasarlanması anlamına geliyor."
En iyi çoklu kanal yaklaşımları genellikle en esnek, sorunsuz ve nerede olursa olsun tüketicilerle buluşmaya hazır olan yaklaşımlar. Her perakendeci için bu yaklaşımlar farklılık gösterebiliyor. Bazı perakendeciler drone teslimatı veya mağazadan teslim alınan çevrimiçi siparişler gibi deneyimleri keşfederken, bazıları mağazada yapılan alışverişlere dayalı dijital öneriler sunmaya yönelik işlevleri hayata geçiriyor. Birçok perakendeci, QR kodlarıyla kişisel dijital deneyimleri zenginleştirmek için paketlemeden yararlanıyor ve ürünlerin daha modern bir his oluştururken raflarda da öne çıkmasına yardımcı olmak amacıyla farklı kaplar seçiyor. Müşterilerinizin ne aradığını bulmak ve bu deneyimi en iyi şekilde sunmak büyük önem taşıyor.
Online pazaryerleri, tüketicilerin tercih ettiği ve neredeyse her ihtiyacı karşılayan dijital alışveriş merkezleri haline geldi. Tek bir noktada binlerce ürün bulunduğundan, özellikle zamanı kısıtlı tüketiciler için gerekli bir seçenek olarak görülüyor. Bu nedenle geçtiğimiz beş yıl içinde en çok büyüyen perakende kanalı oldular.
Bu pazaryerlerinin önemli unsurlarından birini üçüncü tarafların kendi dijital vitrinlerini oluşturmalarına ve ürünlerini platformda satmalarına olanak tanımaları oluşturuyor. En iyi pazaryerleri, deneyimin tutarlı ve sorunsuz sürmesini sağlarken sadakat programları ve sorunsuz ödemeler gibi avantajlar da sunuyor.
Bu durum perakendeciler için ne anlama geliyor? Birçok perakendeci, mevcut çevrimiçi işlevselliğe uygun ve mümkün olan en geniş yelpazeyi sunan kendi gıda pazaryerlerini kuruyor. Bu, tüketicilerin ihtiyaç duydukları her şeyi tek bir yerden alabilmelerini sağlamaya yardımcı oluyor, bu nedenle doğru tüketicilere doğru ürünleri sunabilmek ve aynı zamanda tedarik zinciri ve dağıtımın perakendeci için aşırı karmaşık hale gelmemesini sağlamak çok önemli hale geliyor.
"Birçok perakendecinin e-ticaret siparişlerinin lojistiğini yürütmek için fiziksel alan ayırdığını da görüyoruz." diyen Javier sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bu nedenle dijital oyuncuların fiziksel mağazalara yatırım yaptığını ve geleneksel fiziksel perakendecilerin ise daha çok dijital altyapıya ve çevrimiçi deneyimlere yatırım yaptığını görüyoruz. E-ticaret için hazır paketlemelere yönelik talep de artıyor, perakendeciler de bu noktada kendi markalı ürünleriyle öne çıkabiliyor."
Perakendeciler için pazaryerleri bir ilham kaynağı olabiliyor. Ancak sahip olunan markalar ile fiziksel mağazalardan gelen veri ve eğilimlere erişimin bir kombinasyonu ile pazaryerini tüketici istek ve ihtiyaçlarına göre şekillendirmek mümkün oluyor. Güçlü bir çoklu kanal deneyimi ve tüketicinin bir parçası olmaktan fayda sağlayacağı sağlam bir ekosistem de bunlar arasında yer alıyor.
Bu eğilim, diğerleriyle karşılaştırıldığında hala görece erken aşamalarda bulunuyor, ancak büyüme işaretleri gösteriyor ve gelecek yıllarda rekabetçi bir faktör olma olasılığı bulunuyor. Tüketiciler, çoklu kanalın büyümesinin de işaret ettiği gibi, daha da dijital hale geliyor. Bununla bağlantılı olarak, ayrıca metaverse ve diğer VR/AR (sanal gerçeklik/artırılmış gerçeklik) deneyimlerinin de gelişmeye başladığı görülüyor. Peki bu durum perakendecileri nasıl etkileyecek ve bu eğilime uyum sağlamak için neler yapabilirsiniz?
Bu aşamada, yerinde ve doğru deneyimler sunarken bu alanlarda var olmak önem taşıyor. Yani, perakendeciler etkinliklere ev sahipliği yapabiliyor ya da dijital alanlarda sanal mağazalar kurabiliyor, gelir oluşturmaya da yardımcı olan, kullanıcı için daha akılda kalıcı VR ve AR deneyimleri sunabiliyor. Henüz daha erken aşamalarda olduğundan, bu alanda birçok deneme görebiliriz. Bazı alanlarda, dijital dünyada bir varlık oluşturmak üzere tasarlanmış çevrimiçi oyunlarla şimdiden ilgi çekici açılar ortaya çıkıyor ve iş birlikleri yapılıyor.
Ayrıca, perakendeciler her bir sosyal kanalın özel avantajlarından daha fazla yararlandıkça sosyal ticaret de hızla büyüyor. TikTok gibi uygulama içi satın alma platformları giderek yaygınlaşıyor ve sanal ürün keşfine daha açık olan geleceğin tüketicilerini hedefliyor.
Javier, “Yeterince ilgi görürse, teknoloji daha erişilebilir hale geldikçe büyümeye devam etmesi muhtemeldir. Sınırlamalar kademeli olarak ortadan kalkabilir ve sonuç olarak kullanıcı sayısı artmaya devam edebilir. O zaman tüketicilerinizi eğitirken yararlı ve yerinde olanı bulmak daha önemli hale gelir." diye ekliyor.
Bu aşamada neyin etkili olduğunu öğrenmek; bu yeni ortamda kendinizi daha erken konumlandırmanızı ve tanınmanızı sağlayabileceği için gelecekte daha büyük bir avantaj sağlayacaktır. Bunu yapabilmek için dijital alanda öne çıkacak ve dijital raflarda işe yarayacak paketleme yenilikleri ve bir perakendeci olarak daha fazla tüketiciye hitap etmek için köklü deneyimlerden yararlanmayı sağlayan ortaklıklar gibi faktörleri göz önünde bulundurmanız önem taşıyor.
Perakendecilerin tüketicilerle istedikleri yerde bir araya gelirken güncel olmaları da gerekiyor. Eğilimleri analiz ederek ve kendi işletmenizde bunlardan nasıl yararlanabileceğinizi belirleyerek rekabette öne çıkarken müşterilerinize gerçekten benzersiz ve değerli bir şey sunabilirsiniz.
Tüm araştırmalar Trendipedia 2023 için Tetra Pak tarafından gerçekleştirilmiştir ve bilgiler çeşitli onaylı kaynaklardan alınmıştır.